19 Temmuz 2013 Cuma

19.07.2013

 Birkaç gündür sabahları güzel uyanıyorum.Uyanır uyanmaz gülüyorum hatta.Kız kardeşim kahvaltı hazırlamış oluyor,evden çıkana kadar onunla konuşuyoruz,televizyon izliyoruz.Sonra hazırlanıp evden çıkıp otobüs bekliyorum.Müziğe ve kitaba gömülüp izmirin bir diğer ucuna gidiyorum.Otobüsten inip dinlediğim şarkıyı içimden söyleyerek yürüyorum.Kursa gidiyorum.
 Her gün her şey buraya kadar güzel.Ancak oraya adım attığım anda sanki yürüyen karadelikler beni istemediğim bir ruh halinin içine çekiyor ve sonra bütün günüm içimde yazdığım denemelerle geçiyor.Pek konuşmuyorum.Konuştuğum şeyler sadece sınav hakkında.Açıkçası çekilir bir yanı kalmadı.Üstelik insanlarda beni iyice saf dışı bırakıyor.Saf dışından kastettiğim şey ruh halimin içine edip bir de hepsine ayrı ayrı kötü davranıyormuşum gibi hissettirmeleri.
 Belli bir noktaya kadar herkese müsamaha gösterebilirim fakat artık tahammül sınırlarımın orta yerine ediyorlar.Ve bende onların bu değişken ruh hallerine göre şekillenmekten,kuklalarıymış gibi davranmaktan çok yoruldum.
 Kimseden anlayış istemiyorum.İstediğim tek şey netlik.Belirsizlik sevmiyorum.Katlanamıyorum.Ama insanların zor anlarında telefon ettiklerinde yanlarına koşuyorsam belki de bu kadarını isteyecek kadar bir hatra sahibimdir diye düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Iron and Wine dinleyin bence