21 Ağustos 2017 Pazartesi

21.08.2017

 İçimdeki kocaman ağırlık. Çok büyük. Çok.
 Önemli olan her şeyi yitirmişim gibi. Sanki bir daha olamayacak gibi. Ne kendime inanabiliyorum ne de yarın diye bir zaman dilimi olduğuna. Hep bu yerde sayacakmışım gibi. Hiç gitmeyecekmiş gibi. Bir sürü gibi. Zannediyorum. Sıklıkla zannediyorum. Çok yalnız hissediyorum. Sanki etrafımdaki her şeye zift bulaşmış gibi. Koca bir balçıkla sıvanmışım gibi. Cırcır böceklerinin sesi kulaklarımı kanatıyor. Asla durmuyor. Felaketi getirecekmiş gibi. Yine haddinden fazla gibi.
 İçimdeki ağırlık, nefes almamı engelliyor. Kafamdaki düşünceler dizini. Sorunsuz akıyor. Hiç bitmeyecek gibi. Görüşümü bulandırıyor. İnanmıyorum.
 Sanki bilmediğim bir el sıkmış gibi. Bütün desteğimi kırmış gibi. Sanki bütün kirişlerim çalınmış.
 Nasıl devam ediyorum şaşırıyorum. Bir yerlerden patlak veriyorum. Geçecek demeye dili varmıyor kimsenin. Kimse bilmiyor. Koca bir dalga beni hala sürüklüyor. Bütün inandığım şeyler, bütün o güzel günler çözülüp gitmiş gibi. Sürükleniyorum. Hiç durmadan. Durmayacakmış gibi.

9 Haziran 2017 Cuma

09.06.2017

 Günlük tutmaya yine başladım. Duygu ağırlığından olsa gerek.
 Bugün saatlerce oturup düşündüm. Evi kutsarcasına her köşesinde. İnsan çok garip bir varlık değil mi? Anılarla yaşıyor.Anıları tekrar tekrar yaşatabiliyor. Her anıyı düşündün. Saçlarımı taradığı geceleri, kahvaltıyla uyandırdığı o güzel sabahları, evin kapısını açışımızı, beraber kurduğumuz eşyaları, izlediğimiz filmleri, saatlerce konuştuğumuz konuları...
 Kötü günlerimiz olmadı mı? Çok oldu. Birbirimizin suratına bakmadık, konuşmadık, bağırdık, kavga ettik. Bir sürü sıkıntı çektik. Paramız bitti, soğuktan donduk. Ama hep altından kalktık.
 O benim her şeyim oldu. Ne kadar basit bir cümle değil mi? İnanmazsınız. Bende inanmazdım. Yaşamadan anlayamazdım. Ama o benim sevgilim, en iyi arkadaşım, sırdaşım, abim, babam, küçük çocuğum her şeyim. Bir ömrü paylaşmadan anlaşılmazmış elbet.
 O ne hissediyor diye merak ettim az önce. Tek bir şey sorucam dedim. Cevabı önemliydi. O cevapsa vereceği hala doğru şeyi yapıyoruz demekti. Doğru cevabı verdi. Bir saniye bile yanıltmadı beni bu üç yılda. Sanırım gerçekten şanslıyım ve biliyorum ki biz istemedikçe bitmeyecek bir rüyayı yaşıyorum. Gerçekten çok şanslıyım.

08.06.2017

 Basit bir girişle başlayamayacağım bir şey bu.
 İçimde koca bir ağırlık var. Başlangıç gününe geri dönmek istemiyorum. Ama zaman koşarak gidiyor. Tadını mı çıkarmalıyım? Yoksa her köşeyi teker teker sindirmeli miyim?
 Bir sürü düşünce eşliğinde sanki o gün gelmeyecekmiş gibi uyanıyorum. Gerçekle yüzleşmek çok korkunç değil mi?
 Bir sürü emek yığılı bu evde. Gitmeyi bırak düşüncesi bile beni ikiye büküyor. Hiçbir şeyi yerinden oynatmak istemiyorum. Zaman dursun ve içinde anılar tekrar etsin istiyorum. Hep bu tür saplantılar içinde yaşadım ve hep böyle kalacağım. Yine de hayatımın bütün dönüm noktaları bu evde gizli. Burada öğrendiğim, yaşadığım şeylerin geleceğimi nasıl etkileyeceğini o kadar net görüyorum ki...
 Uyandığım sabahlar, uyumadığım geceler. Hepsi o kadar kıymetli, o kadar güzel ki. Ve en başını hatırlıyorum korkumdan nasıl ağladığımı hayatımı nasıl şekillendireceğimi nasıl adım atacağımı düşündükçe kapıldığım dehşeti... İnanılmaz.
 Şu noktada aldığım her nefeste bütün vücuduma oksijen doluyor. Üzgünüm, bir o kadar da cesurum artık. Beni hiçbir şey yıkamaz bunu da biliyorum artık.
 Koskoca bir hayat kurduk bu evde. Bir sürü hata yapıp düşündük, konuştuk, hep bir çıkar yol aradık ve hep bulduk. Yan yana durduk. Bu evi, bu yeri biz var ettik.
 Geçen zamana bakınca gördüğüm iki kişi yalnızca iki kişi değil artık hayat yoldaşları. Biz birbirimizle koskoca bir hayatı paylaşıp bir sürü yol açtık. Ayrı yerlerden gitsek de hep birbirimizin yanında olduk. Hep burada buluştuk. Hayatımda sahip olduğum en değerli şey bu olsa gerek.
 Şimdi o günü düşündükçe nasıl içinden çıkacağımı bilemiyorum, bildiğim bir şey varsa yine yolumuz birleşecek ve yine yürümeye devam edeceğiz.

7 Mayıs 2017 Pazar

07.05.2017

 Çok zaman geçti...
 Geriye dönüp bakamayacağım kadar uzun bir zaman.
 Hani yüzde beliren o garip irrite edici gülümseme olur ya ona sahip oldum artık. Büyümek demekten nefret eder oldum. Büyümek son zerresine kadar reddetmek istediğim bir kelime. Ama inkar edemiyorum. Eskiden olsa arkama bakmadan gideceğim yerlere tırnaklarımı geçiriyorum.
 Yalnız kurt. Komik.
 Sanırım öyleyim. Tek başıma, kendime sarılarak duruyorum ayakta.
 Ağladığımda onun omzu oluyor tabii. Yarım yalnızlık.
 O ellerimden tutup teker teker bırakıp yürümeyi öğretti bana. Her darbeye tepki vermeyi, bir şeylerin arkasından koşmayı, tutup bırakmamayı... Hayatın ne kadar yüzsüz olduğunu öğretti. Artık kaskatıyım. Belki eskiden naif bile olabilirdim.
 Şimdi önüme serili yollara bakıyorum. İnanılmaz. Teker teker ben kazdım bu yolları. Ben açtım. İnanamıyorum, hayal gibi.
 Çok var oldum, bir o kadar da yok olmak istedim. Çok düştüm, kalkmayacağıma inanarak, kendim bile inanamıyorum ama hep kalktım. Üstümü silkip yoluma devam ettim. Her adımı bütün kuvvetimle attım.
 Bir gelecek serili artık önümde. Merakla bekliyorum. Acaba hangi yoldan gideceğim? Geleceğim nasıl şekillenecek?
 Çok garip. Bunları hiç düşünmemiştim.

4 Temmuz 2014 Cuma

Bir an önce ekim ayı gelsin istiyorum.Onunla evimizde uyuyup uyanalım,hayat telaşına yalnızca ikimiz düşelim istiyorum.

28 Haziran 2014 Cumartesi

27.06.2014

 Tarih bu kadar hızlı ve bu kadar çabuk atarken insan elbette kaygılanıyor.Uyandığım gün belki de şu yazın en güzel günü olabilirdi.Lakin buna engel olan küresel ısınmaya ne yazık ki bel büküp selamlarımı sunuyorum.Bizim buralara da biraz daha gri havalar istiyorum demekten kendimi alamıyorum.Şimdi ellerimin altında yüzen bir sürü kelime gediğine oturacakmış gibi,kusar gibi yazıyorum.Özümden gelen nehirler gibi,ağaçlar gibi veya buna bu kadar duygusal yaklaşmamak lazım,yazıyorum ben işte.Umrumda değil neymiş ederi değeri.Yazdıkça kendimi buluyorum.Yazdıkça içimdeki o hayvan ehlileşiyor işte.Birilerine hep aynı şeyden bahsediyorum, kitap okuyun,rehabilite olacaksınız başka hayatlar barındırıyor,kendi hayatınızdan ne kadar sıkıldıysanız ne kadar yavan geliyorsa işte bundan kurtulacaksınız.Bakış açılarınız çoğalacak.Evet kitapları bu kadar basite indirgiyorum.Hiçbir yazar okuyucusu rehabilite olsun diye yazmıyor o kitapları.-kişisel gelişim zıvırlarına kitap demeyin gözünüzü seveyim-Buna aldanmıyorum elbet.Ben beni okuyacak olan insanlar ya da okumayacak olan birileri kendilerini sakinleştirsinler diye yazmıyorum.Kendimle bütün derdim.Ağlayamadığım,kusamadığım,bağıramadığım -avaz avaaz- işte o zaman yazıyorum.Su içiyorum,yemek yiyorum ve yazıyorum.Yazıyorsam kendimdeyim,kendimleyim.Ne kadar çok kelimeyi susturup yerine oturtuyorsam varlığım yeryüzüne işaret ediyor.
 Bugün güzel bir gün olabilirdi elbet.Fakat güneş açtı.İnsan içine karıştım.İnsanlara takatim kalmadı.Kendi çoğulluğumda bir sürü şeyle kavga ediyorken başka hayatlar beni yoruyor.Karmaşıklıkları,tekdüze bakışları,idrak etmeye çalıştıkları ama onlar için anlamsız olan bir sürü görüntü beni onlardan daha da uzaklaştırıyor.İnsanlar velhasıl tuhaf yaratıklar.
 Tükürdüklerini yalamak bir yere,tükürüklerimi benim için yalıyorlar.Bu kadar ağır sözler söylemek benim haddime düşmez sevgili okuyucu.Ben değilim ellerim bunu yazan.

2 Haziran 2014 Pazartesi